Ladik Gölü’nün yüzen adaları nasıl bir yerel doğa mirasıdır?
Ladik Gölü’nün yüzen adaları, suyun üzerinde görülen bitkisel birikimlerden oluşan yerel bir doğa özelliğidir. Gölü yalnız bir manzara noktası olmaktan çıkaran ise bu adacıkların kuşlar, balıklar, kıyı bitkileri ve Tersakan Çayı’yla birlikte oluşturduğu sulak alan çevresidir. Samsun’un iç kesimlerindeki Ladik Ovası, bu ilişkilerin buluştuğu yerdir.

Görsel: Ladik Gölü ile arka plandaki Akdağ’ın görünümü. Kaynak: Ladik Gölü.jpg; üretici: Furkan Karanfil; lisans: CC BY-SA 4.0.
Torf adalarının su üzerindeki yeri
Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ladik’i doğal göl olarak tanıtır ve yüzen adalarını torfla ilişkilendirir. TÜBİTAK MAM’ın Yeşilırmak Havzası raporu ise adacıkları su üzerinde yüzen ot köklerinden oluşan torf birikimleriyle açıklar. Böylece “ada” sözcüğü burada kayalık bir yükseltiden çok bitkisel bir oluşumu anlatır.
Aynı havza raporu, bu oluşumların su yüzeyinde yuva yapılmasına elverişli olduğunu belirtir. Ladik’in yüzen adaları bu nedenle yalnız biçimleriyle dikkat çekmez; göl üzerindeki bitkisel yapıların canlılara sunduğu ortamın da parçasıdır. Açık su, sazlık ve bitkisel adacıklar, tek tip olmayan bir göl yüzeyi oluşturur.
2015 tarihli Samsun Madımağı Tür Koruma Eylem Planı, gölün güneyindeki ada oluşumlarını su seviyesi değişimleri ve sazlık-bataklık gelişimiyle birlikte ele alır. Bazı oluşumların yüzerken bazılarının tabana oturmuş olduğunu da aktarır. Ladik Gölü’nün bitkisel peyzajı bu hareketli su-kıyı ilişkisiyle şekillenir.
Akdağ’dan Tersakan’a uzanan su ilişkisi
Gölün beslenmesinde güneydeki Akdağ’dan gelen sular ve Karasu önemli yer tutar. Çıkışındaki Tersakan Çayı ise Ladik Gölü’nü daha geniş Yeşilırmak Havzası’na bağlar. Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Müdürlüğü, sulak alanı Tersakan’ın kaynağını oluşturan alan olarak tanımlar.
Tersakan, Ladik’ten Havza çevresine uzanır, Suluova’yı geçerek Amasya’da Yeşilırmak’a ulaşır. Böylece Ladik Gölü, yalnız ilçe sınırları içinde duran bir su yüzeyi değildir; Samsun’un iç kesimleriyle Amasya arasındaki akarsu bağlantısının başlangıç noktalarındandır. Gölün doğal özellikleri, bu akış ilişkisi içinde anlam kazanır.
Sulak alanın çevresindeki yerleşimler
Ladik Gölü 2015’te Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak tescil edilmiştir. Bölge Müdürlüğünün verdiği 1.836 hektarlık büyüklük bu sulak alanı tanımlar. Alanın batısında Ladik merkezi ve Tatlıcak, doğusunda Kabacagöz ile Şıhlı, güneyinde ise Akdağ ve göl çevresindeki yerleşimler bulunur.
Aşağıgölyazı, Yukarıgölyazı, Hamitköy, Cüce ve Küpecik güney çevresinde; Kıranboğaz, Günkoru ve Güvenli kuzey çevresinde sayılan yerleşimlerdendir. Bu yer adları gölün kırsal yerleşimlerle iç içe konumunu gösterir. Su yüzeyi, tarım alanları ve yerleşim çevreleri Ladik’in aynı ova peyzajında yan yana gelir.
Kuş kayıtları gölün farklı yüzlerini gösteriyor
Bölge Müdürlüğünün kuş listesinde elmabaş patka, pasbaş patka, ak pelikan, ala doğan, bayağı kız kuşu ve çayır incir kuşu bulunur. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de kara leylek, gece balıkçılı, küçük ak balıkçıl ve yeşilbaş kayıtlarını aktarır. Ladik’in kuş varlığı, tek bir kuş grubuyla sınırlı değildir.
Karabaş martı, gümüş martı, sumru, küçük sumru ve ak kanatlı sumru da gölün yerel tanıtımındaki kayıtlardandır. Yüzen bitkisel oluşumlar, su yüzeyi ve kıyı çevresi birlikte düşünüldüğünde bu çeşitliliğin neden göl anlatısının önemli parçası olduğu anlaşılır. Ladik, kuşlarıyla da Samsun’un iç sulak alanlarından biridir.
Suyun altındaki ve kıyısındaki çeşitlilik
Göldeki balıklar arasında turna, tatlı su levreği, tahta balığı, sazan ve kızılkanat sayılır. Kıyı ve yakın çevredeki bitki araştırmalarında ise Ladik madımağı adıyla da anılan Polygonum samsunicum, kırk sığırkuyruğu ve gökmüşkürüm kayıtları bulunur. Bu bitki varlığı, Ladik’in doğa mirasının su yüzeyinin dışına uzandığını gösterir.
Ladik Gölü’nün ayırt edici yanı, torf adalarının bu bütün içinde yer almasıdır. Akdağ’dan gelen su, Tersakan’ın başlangıcı, sazlıklar, balıklar ve kayıtlı kuşlar aynı yerel çevreyi farklı yönlerden tanımlar. Yüzen adalar da bu çevrenin süsü olarak değil, suyla bitki yaşamının oluşturduğu somut bir parça olarak anlaşılır.
Kızılırmak Deltası yalnızca bir kuş gözlem alanı mı?
Samsun coğrafyasında iki büyük ova neden belirleyici?
Sipariş Geldikten Sonra Üretim Modelinde Maliyet Ortadan Kalkmıyor